dünyadan haberiniz var mı?

"Biz dünyanın dört bir yanından bir grup insanız, yaşlı ve genç, bilim insanları, yazarlar ve aktivistler olarak ortak bir amaç için buluştuk. Dünyadaki en önemli sayının ne olduğunu biliyoruz: 350. Bu sayıyı dünyanın bugüne kadar karşılaştığı en tehlikeli krizi çözmek için nasıl kullanmamız gerektiğini de biliyoruz. Ancak bunu sadece sizin yardımınızla başarabiliriz.

Bir sene önce dünyanın en önemli hava bilimcilerinden NASA’nın James Hansen’i ve yardımcılarının yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Eğer atmosferdeki karbondioksit miktarını 350 parça / milyona indiremezsek dünyamızın medeniyetlerin oluşmasına ve canlıların yaşamasına imkân veren yapısını tamamen kaybedeceğiz. Dünya’nın bildiğimiz Dünya olabilmesi için atmosferdeki karbondioksit miktarının 350 parça milyonun altında tutmak zorundayız.

Kötü haber 350 parça / milyon sayısını çoktan geçmiş olmamız – şu an atmosferdeki karbondioksit miktarı 389 parça / milyon. Bu nedenle kutuplar eriyor, kuraklık her yeri etkiliyor, bu nedenle sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar yayılarak daha önce görülmedikleri yerlerde salgın haline geliyorlar.

İyi haber ise, ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. 350 sayısını hedefleyerek atmosferdeki güvenli karbondioksit miktarına geri dönebiliriz. Bunun için en güzel fırsat bu Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleşecek.....

Planımız şu: 24 Ekim günü sizden yaşadığınız yerde dünyadaki en önemli sayıyı (350) herkes tarafından görünebilir hale getiren bir organizasyon düzenlemenizi istiyoruz. Bugün itibarı ile sitemize kayıt edilmiş 500’den fazla organizasyon var – örneğin tam 24 Ekim günü Abikalike, Nijerya’da ve TKTK’de yöreliler bir kampanya ile 3,500 ağaç dikecekler. Bu sivillerin, sizin gibi insanların bugüne kadar iklim değişikliği için organize ettiği en büyük hareket olacak. Şu ana kadar 50’den fazla ülkeden insanlar bu sorumluluğu yerine getirmek için 24 Ekim günü çalışmaya söz verdi. Ancak bu hareketi büyütmek zorundayız – sizin, şehrinizin, köyünüzün ve ülkenizin desteğine ihtiyacımız var....."

Türkiye haberi için: http://www.ntvmsnbc.com/id/25012565/

Dünya haberi için: http://www.350.org/

bazıları yazamaz çünkü...*

öyle çok güvenmişsinizdir ki hani içinize işlemiştir.
sonra böyle çekip gidince hayatınızdan, önce "yok canım" dolu inkarlara girersiniz.
gidemez o! gitmez!
çünkü ben onu çok sevdim!
hani budur işte onun çekip gitmemesi için verebildiğiniz tek neden!

ne kadar rezil!

acınası bir halde düşmeye başlarsınız sonra yavaşça. o ilk inkar yerini ekşi bir kabullenişe bırakır.
yüzünüz değişir yavaş yavaş. yüzünüz içinizdeki o koskaca boşluğun aynası olur sanki.
çokça boş boş bakar, arasıra anlamsızca ama uygun zamanlarda gülümser ve yine çokça o ekşi tadın verdiği hissiyattan olacak ki kaşlarınız çatık, ağzınız eğik bakar durursunuz önünüzden geçen zamana.

ne kadar çirkin!

yine zaman geçer, o ekşi kabulleniş yerini mide bulandırıcı bir isyana bırakır. mide bulandırıcır bu durum çünkü belli ki o kimse bırakıp gitmiştir sizi işte! oturup yana yana ağlamanın, bağırmanın anlamı yoktur artık. ama işte siz yine de, hiçbir anlamı olmadığını bile bile her akşam oturur ağlarsınız. bazen kızıp küfrederek, bazen sadece hıçkırarak.

ne kadar iğrenç!

hiçbiri kar etmez işte. giden gitmiştir. ve siz bu iğrenç, çirkin ve rezil halinizle kalakalmışsınızdır.
sizi o içinizdeki koskoca boşlukla size bırakıp gitmiştir o çok sevdiğiniz, güvendiğiniz insan.
ve siz artık aynaya bile bakamaz olursunuz. o iğrenç, çirkin ve rezil halinizle siz, artık hayatınızda sizi anladığına inandığınız tek bir insan bile olmadan yapadildiğiniz tek şeyi yapmaya devam edersiniz: yazmak.

*...yazmanın ilk koşulu belli bir ölçek ızdıraptır.

kabul mü?


Alıştım diyorum, büyüdüm. Bir sene bitti ve ben değiştim diyorum. Doğru, hepsi doğru.
Yalnızım çokça artık. Merhabadan yakın pek söz çıkmıyor günlerce içimden, kimseye doğru.
Anlatmıyorum artık. Konuşuyorum elbet ama, akşam olduğunda ne konuştuğumu bile unutacak türden şeyler. Yazıyorum işte buraya, ancak buraya anlatabiliyorum neler olup bittiğini. O da dinleyen var mı yok mu bilinmez; dinleyen varsa da söz alıp cevap veren olmaz. Kendine konuşmaktır bu da bir bakıma, değil mi?

Eski beni bilenlere pek alışılmadık gelebilir. Gelsin...Gerçek bu...

Neyse, sözüm o değil, sözün şu: ağlıyorum çokça. Ota, boka, neredeyse her gün. Olur mu?
Doğru mu? Ağlamak yani..? Her gün herhangi bir şarkıya, anlamsız bir filmdeki anlamsız bir söze, bir oyuncunun bir bakışına ağlamak, olur mu? Kabul mü?

kıssadan hisse

efendim hani büyüyünce anlarsınız derler ya, malesef aynen öyleymiş işte!

herhalde ben uzaklara gittim de ondan çabuk büyüdüm. siz oradakilere belki pek nahoş gelir sözlerim ama, biz burada aylar olup bir merhaba demeden, sadece işi düşünce arayanları gördük. ve sonra işi bitince tekrar sükut bulanları da.

e artık "Alamanya"daki tanıdık olduk ya, elbet sadece işi düşen arayacak! ne sandınsa haspam?! hahay...
hem de facebook'un bir "iletişim" aracı olduğu şu zamanda, her kim ki fotoğrafınıza "like" ederse, yarın öbür gün işi düştüğünde aranacaklar listesine sizin de adınızı eklemekte kendinde bir hak görecek.

aman tüm dedikodular takip edilecek, amma, gel gör ki sizin zamanında günlerinizi gecelerinizi paylaştıklarınız, zamanı geldiğinde (çok da değil belki birkaç ay veyahut en fazla bir sene sonra) adınızı anmaz, halinizi sormaz, olur da siz bir seda ederseniz, küfretmişsiniz gibi yüzünüze tiksintiyle bakan cevaplar savuracaktır.

belli ki aptallık bizde!

velhasıl kıymet vermişiz de alamamışız, sonra da kuyruğuna basılmış kediler gibi cıyaklar olmuşuz baksana..!

vallahi hiç güleceğim yoktu ama, fikrimce bizim bu halimize kim olsa güler. aksi halde uzaklara dalıp dalıp gitmek geri kalmışlığımızdan değil, insan olmanın kıymetini birçoklarından tez anladığımızdandır. zira biz insanı insanlığından ötürü severdik, etinden ve sütünden yararlanmak için değil.

mutluluk her sey degildir

"...Ben, mutluluğun hayatta her şey olmadığına inanıyorum. Hayatta mutlu olmaktan önce hedeflerini gerçekleştirmenin daha önemli olduğunu düşünen insanlar var."


-Orhan Pamuk