tehlikeli aklin itiraflari 1

terk-i diyar maceramda 7 ayi bitirmisken geriye dönup bakiyorum.
ellerimin altinda ingilizce bir klavye, kafamda yari turkce yari kayip cumleler.
kulagimda bugun 4. kere basa sarmis bir albumun sesleri ve etrafimda anlayamadigim insanlar var.

hicbir sey ile ilgili hissiyatlarini disa vurmamayi ve cok susmayi nezaket saymak gibi sacma 'erdem'lerle donatilmis; ailesi de dahil kimseye guvenmeyen ve bu nedenle olacak ki kendisine ait herhangi bir seyi paylasmaya olesiye korkanlarin memleketinde; henuz ruhunu korku burumemis ama kalbine huzun cokmus olmanin verdigi o 'yukte de pahada da agir' yabancilik var sirtimda.

hickimseden ici bos 'anlayis' mesajlari istemk icin yazmiyorum bunlari.
siz yine uzerinize alinin isterseniz ama ben durust olacagim; tiksindiriyorlar beni artik!
aci cekiyorum demek agir olur belki yasadigim griligi tarif etmek icin.
o nedenle oyle birsey soylemeyecegim.
tek bir kisiyi kaybetmek aci verir insana.
tek bir sevdicegi.
ben butun hepsini geride biraktim.
kayip degillerse de, nerede olduklarini biliyor olsam da artik bana uzaklar.
herkes kendi calkantisinda; nasilsin sorusunun cevabi bile ilgilendirmiyor artik bizi.
eger herkesi kaybetmis olsaydim muhtemelen cekecegim aci beni oldururdu.
o nedenle durumumu soyle tarif edecegim: havalandirmasiz mutfaklarda pisen kizartma kokusu gibi agir ve yapis yapis bir igrenclik var uzerimde.
yapismis iste...aylardir atamiyorum...

siz yine de akliniza eserse buralarin hava durumuna bir goz atin.
bulutlu, sisli ve yagisli gokyuzunun pencerenizin önunu hic terketmedigi gunlerde icinizi kaplayan o; "ah simdi elimde kahvem, salondaki o rahat koltugumda, tv karsisinda en manasiz filmleri izliyor olsaydim" hissiyatinin bir ömure yayilmasi gibi birsey burada yalniz olmak.

iste demeye calisilan da buydu belki; burada olmak degil, burada yalniz olmak.
zira buradakiler o kelimenin anlamini bile bilmiyor zannimca!

pislik

boşvermişliğin içerisinde kendini kaybetmiş, ne istediğini, ne beklediğini, ve hatta neyi sevip neyi sevmediğini bile bilmeyen;
hiçbir şey ile birkaç dakikadan fazla ilgilenmeyen ve bunu bir marifetmiş gibi herkese söyleyen;
ömrünün yarısını yatakta -bazen yalnız bazen tanımadığı başka bedenlerle- geçiren;
dışkılarından başka birşey üretmeyen, ama durmaksızın tüketen;
gözü aynadaki aksinden başkasını görmeyen;
sürekli daha fazlasını isteyen ve elde edemeyince delice sinirlenen;
bencil, aç gözlü, tembel, cahil ve mutsuzsun sen!

ve belki de sırf bu yüzden yapayalnız.

doğduğunda nasıl ağlayarak boğazını patlattıysan, öldüğünde de öyle yırtına yırtına öleceksin!

ama tek farkla;
yanında seni saracak bir çift kol olmayacak bu sefer!

-crnkdnz