bazıları yazamaz çünkü...*

öyle çok güvenmişsinizdir ki hani içinize işlemiştir.
sonra böyle çekip gidince hayatınızdan, önce "yok canım" dolu inkarlara girersiniz.
gidemez o! gitmez!
çünkü ben onu çok sevdim!
hani budur işte onun çekip gitmemesi için verebildiğiniz tek neden!

ne kadar rezil!

acınası bir halde düşmeye başlarsınız sonra yavaşça. o ilk inkar yerini ekşi bir kabullenişe bırakır.
yüzünüz değişir yavaş yavaş. yüzünüz içinizdeki o koskaca boşluğun aynası olur sanki.
çokça boş boş bakar, arasıra anlamsızca ama uygun zamanlarda gülümser ve yine çokça o ekşi tadın verdiği hissiyattan olacak ki kaşlarınız çatık, ağzınız eğik bakar durursunuz önünüzden geçen zamana.

ne kadar çirkin!

yine zaman geçer, o ekşi kabulleniş yerini mide bulandırıcı bir isyana bırakır. mide bulandırıcır bu durum çünkü belli ki o kimse bırakıp gitmiştir sizi işte! oturup yana yana ağlamanın, bağırmanın anlamı yoktur artık. ama işte siz yine de, hiçbir anlamı olmadığını bile bile her akşam oturur ağlarsınız. bazen kızıp küfrederek, bazen sadece hıçkırarak.

ne kadar iğrenç!

hiçbiri kar etmez işte. giden gitmiştir. ve siz bu iğrenç, çirkin ve rezil halinizle kalakalmışsınızdır.
sizi o içinizdeki koskoca boşlukla size bırakıp gitmiştir o çok sevdiğiniz, güvendiğiniz insan.
ve siz artık aynaya bile bakamaz olursunuz. o iğrenç, çirkin ve rezil halinizle siz, artık hayatınızda sizi anladığına inandığınız tek bir insan bile olmadan yapadildiğiniz tek şeyi yapmaya devam edersiniz: yazmak.

*...yazmanın ilk koşulu belli bir ölçek ızdıraptır.

0 yorum: