büyüdükçe korkaklaşıyoruz.
büyüdükçe korkak.
aşık olmaktan korkan korkak olduk,
ayrılmaktan da.
öğrenmekten korkan korkak,
unutmaktan da.
büyüdükçe korkaklaşıyoruz.
büyüdükçe korkak.
halbuki böyle miydik çocukken?
her gördüğümüzü ister, hiç korkmadan atlardık üzerine.
sonunu bilmeden aşık olur,
yapabilir miyiz demeden kolları sıvardık.
büyüdükçe korkaklaşıyoruz.
büyüdükçe korkak.
ne büyük ağaçlara tırmandık küçücük ellerimizle,
ne büyük hayaller kurduk o acemi aklımızla.
oysa şimdi kocaman ellerimiz ve küflenmiş hayallerimizle,
sabahtan akşama dört duvarlı bir odanın içerisinde oturup
neler yapamayacağımızı düşünüyoruz.
ve en iyi bildiğimiz,
ne olduğumuzdan çok
ne olamayacağımız artık.
korkak!
zaman:
Pazartesi, Eylül 08, 2008
0
yorum
ey türkiye, krizdeyim!
Türkiye iktisadi kalkınma ve işbirliği örgütü (oecd) üyesi 30 ülke arasında elektriği en pahalı kullanan ülkeymiş efendim.
Neden?
Çünkü Türkiye kullanılabilir doğal enerji kaynakları varken (rüzgar, güneş, su vb.) onları üretip kullanmak yerine elektrik üretiminin büyük kısmını doğalgaz ile gerçekleştirir hale gelmiş;
ve türkiye kullandığı doğalgazın da tam %98'ini ithal ediyormuş!
Bildiğiniz gibi 2008 yılı içerisindeki tam 3. elektrik zammı ekim ayından itibaren yürürlüğe giriyor. Ve bu zam öyle az buz bir zam da değil; elektriğe tam %34 zam geldi!
Memura önümüzdeki bir yıl içinde %4 ve %4.5 olmak üzere toplamı %10 bile etmeyen taksitli maaş zammını veren hükümetin bundan sonra petrol fiyatına endeksli olacağı için elektriğe her 3 ayda bir zam vereceği de bilirkişilerce açıklanan bir gerçek.
Türkiye aynı zamanda dünya üzerinde benzin'i de en yüksek fiyata kullanan ülkelerden.
Peki neden?
Çünkü Türkiye kapı komşuları Irak, İran ve Suriye'nin her köşesinde petrol çıkarken bir sınır çizgisi ile neredeyse hiçbir bölgesinde petrol çıkmayan pek talihsiz kardeş ülkelerinden biri. Bu nedenle yine Türkiye kullandığı petrolün neredeyse tamamını ithal ediyor.
Peki yok mu bizim böyle kendimize has pek kıymetli ürünlerimiz?
Var tabi ki olmaz mı!
Bizim de fındığımız var!
Biliyorsunuz ki fındık tüm dünyada önemli bir pazar. Sağlık açısından sağladığı yararları bir kenara bırakırsak tüm dünyada içerisinde çikolata, pasta, kurabiye, dondurma gibi çok önemli ürün yelpazelerini de barındıran tatlı sektörünün vazgeçemeyeceği bir ürün. Ve Türk fındığı da dünyadaki en kaliteli fındıklardan biri.
Buraya kadar her şey çok güzel!
Fakat Türk fındık üreticisi yani Karadenizli birçok vatandaşımızın tüm bir yılını verip bin dereden su getirerek yetiştirdikleri fındıklarının kilosu 4 ytl! Hem de bu rakam geçen senenin fındık fiyatından da düşük!
Yani kısacası enflasyon rakamlarının iki haneden geriye düşmediği Türkiye'mizin en önemli yiyecek ürünlerinden biri bir sene içinde değer kaybetti!
Bir sene içerisinde enflasyon rakamları uyarınca cebindeki parası değer kaybeden üretici, para kazanacağı yegane emeğini geçtiğimiz seneye göre çok daha ucuza satacak!
Peki bu ne demektir?
Ya sonra neler olur/olabilir?
İnsanlarin ceplerindeki para gittikçe daha az elektriğe, suya, ekmeğe yeter.
Hal böyle olunca insanlar her şeyin en azından ve en ucuzundan alır.
O zaman üreten ve satan insanlar daha az kazanır.
İnsanlar artık üretemez ve satamaz olur.
Üretim azalınca pazardaki tüketim mallarının değeri artar ve onların fiyatları yükselir.
Bu durumda zaten az tüketen halk daha da az tüketmek zorunda kalır.
Yoksullar çoğalır, suç oranı artar...
Peki daha sonra ne olur?
Gerisi allah kerim...
zaman:
Perşembe, Eylül 04, 2008
0
yorum
imkansız
imkansız; bu dünyayı değiştirebilecek gücü içinde keşfetmek yerine, kendilerine sunulan dünyada yaşamayı daha kolay bulan küçük insanların ortaya attığı büyük bir kelimedir.
imkansız bir gerçeklik değil, bir görüştür.
imkansız bir iddia değil, meydan okumadır.
imkansız potansiyeldir.
geçicidir.
imkansız yoktur.
ejderhanın mızrağı
zaman:
Pazartesi, Eylül 01, 2008
0
yorum
