"hayat güzeldir!"
nasıl büyük bir yalan!
hayat güzeldir evet, sevdiklerin hayatta ve yanında,
ve her zaman aynı sevgi ile sana bağlılarsa.
hayat güzeldir evet,
sevmediklerin gözden ırak,
yoluna mani değillerse.
hayat güzeldir,
çevrendekiler yüzüne bakıp yalancı gülümsemeler satmıyorsa her gün.
her sabah yalnız uyanıp
her gece yalnız uyumuyorsan güzeldir hayat.
ve o gün tanıştığın yeni bir insanı anlatacak başka bir insan varsa hayatında.
ağlamak istediğinde göz yaşlarını silenler bulunuyorsa güzeldir.
ya da gülerken seninle gülenler; sana değil.
hayat güzeldir eğer bir savaş meydanında doğmadınsa.
hayat güzeldir eğer her gün yarını yaşayıp yaşayamayacığını düşünmen gerekmiyorsa.
hayat güzeldir elbet tuzu kurulara.
ama bakıyorum da ben şöyle etrafıma,
ben neden göremiyorum diyorum o güzellikleri.
belki güzel olabilirdi hayat,
eğer yaşlı doğup cahil ve mutlu ölebilseydik.
saçmalık ve onun daniskası
zaman:
Pazar, Haziran 28, 2009
1 yorum
dostlara
dostlara teşekkürler...
o dar zamanlarınızda yanınızda olanlara hani...
ne kadar meşgul olurlarsa olsunlar, sizi bir kere daha görebilmek için işi gücü bırakıp yanınıza koşanlara...
siz isimlerini söylemeden kendilerini bilenlere...
cümleninizi bitirmeden ne hissettiğinizi görenlere...
hatalarınızı yüzünüze vuranlara ama
bunu sizi incitmeden yapabilenlere...
sevenlere ve sevdiğini göstermekten korkmayanlara...
dostlarıma teşekkürler...
her ne kadar çokça dert yansam da bazen...
sanki herşey bombok gibi konuşsam da
hakızlık etmek istemem kimseye...
edemem!
onlar bilir benim onları ne çok sevdiğimi.
bilirler ki ben hep böyle çokça huysuz,
böyle bazen yerin dibinde,
bazen cıvıl cıvıl.
bilirler onlar işte
ben güldüğümde çevremdeki herkes güler,
kimisi bana, kimisi benimle! =))
bilirler onlar,
zorluklar herkesin hayatında var.
ve onlar dinlerler,
herkesin derdi ne kadar kendine de olsa,
dinlerlerler...
her zaman anlamaları gerekmez,
ve bunu da bilirler onlar.
ve söylerler akıllarındakini,
ama yüzüme.
ve işte ben herkes gibi yaşlanmaya devam ederken,
kaç yaşıma basarsam basayım,
her zaman o çocuk saflığı ve salaklığı ile
sevdiklerime onları sevdiğimi söylerken,
sırf bunu söyleyebilmenin verdiği mutluluk ve huzurla
şimdi yanımda hiç kimse olmasa da o günleri hatırlayıp gülümseyebileceğim.
ve sırf bu yüzden bile,
ne kadar şanslı olduğumu bileceğim.
o sayısı iki basamakları bulmayan dostların şerefine,
nitelikleri ile yüzbinlere taş çıkartırlarken
ben,
onların gıyabında,
daha nice birliktelikler dileyeceğim
bu seneki doğumgünümde.
teşekkürler...
ben içeri düştüğümden beri
Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız: 'Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...'
Bana sorarsanız: 'On senesi ömrümün...'
Bir kurşun kallemim vardi, ben içeri düştügüm sene
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsaniz: 'Bütün bi hayat...'
Bana sorarsanız: 'Adam sende bi hafta...'
Katillikten yatan Osman; ben içeri düştügümden beri
Yedibuçugu doldurup çikti.
Dolaşti dişarda bi vakit,
Sonra kaçakçiliktan tekrar düştü içeri, alti ayi doldurup çikti tekrar.
Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocugu olacakmiş baharda...
Şimdi on yaşina basti, ben içeri düştügüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yilin titrek, uzun bacakli taylari,
Rahat, geniş sagrili birer kisrak oldu çoktan.
Fakat zeytin fidanlari hala fidan, hala çocuktur.
Yeni meydanlar açilmiş uzaktaki şehrimde, ben içeri düştügümden beri...
Ve bizim hane halki, bilmedigim bir sokakta, görmedigim bi evde oturuyor
Pamuk gibiydi bembeyazdi ekmek, ben içeri düştügüm sene
Sonra vesikaya bindi
Bizim burda, içerde
Birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayin için
Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsiz
Ben içeri düştügüm sene, ikincisi başlamamişti henüz
Daşov kampinda firinlar yakilmamiş, atom bombasi atilmamişti Hiroşimaya
Bogazlanan bir çocugun kani gibi akti zaman
Sonra kapandi resmen o fasil, şimdi üçünden bahsediyor amerikan dolari
Fakat gün işigi her şeye ragmen, ben içeri düştügümden beri
Ve karanligin kenarindan, onlar agir ellerini kaldirimlara basip dogruldular yari yariya
Ben içeri düştügümden beri güneşin etrafinda on kere döndü dünya
Ve ayni ihtirasla tekrar ediyorum yine
'Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar.
Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
Ve kahreden yaratan ki onlardır,
Şarkılarda yalnız onların maceraları vardır'
Ve gayrısı
Mesela, benim on sene yatmam
Laf'ı güzaf...
-Nazım Hikmet
zaman:
Cuma, Mayıs 22, 2009
0
yorum
Memleketin Ankara'dan doğusu
Onlar öldürmüş.
Onlar katlettmiş, onlar cahilmiş, onlar gaddarmış.
Onlar insan bile değilmiş!
Ya sen?
Yediğin önünde yemediğin arkandayken,
En güzel okulların en güzel çimlerinde en güzel vodka-vişneleri yudumlarken
En güzel rock gruplarının en güzel konserlerini dinlerken,
Oturduğun o götün üzerinden konuşmak kolay olsa gerek!
Attığın o beylik lafları,
Haberlerde gördüğün o ölen/öldüren insanların cehaletlerine biçtiğin boyutları,
Önce NEDEN "cahil" olduklarıyla ilgili ezber cümlelerin altına göm!
Sonra otur düşün.
Düşün ve de ki;
BEN nerede yanlış yaptım?
Memleketin Ankara'dan doğusunu görmediğin için SEN,
otur düşün...
SEN nerede yanlış yaptın?
"Türkiyem bölünemez! Her karışı bizimdir" diyen sana diyorum bu lafları!
Ömründe tek bir kez görmediğin ve hakkında tek bir GERÇEK bile bilmediğin yer,
Kusura bakma ama NAH senindir o zaman!
Eğer çok merak edersen; her sene Çeşme'lerde Bodrum'larda para akıtmak yerine bir gün olsun o kalkıp gitmediğin (SENİN) Türkiye'nin toprağının %50'si nasıl oluyor da SENİN aklının ermediği gafletlere düşüyor diye anlamak istersen; elindeki ezber kitaplarını bırak da bir git gör bakalım... Git gör asıl cahil kimmiş...
zaman:
Salı, Mayıs 05, 2009
0
yorum
abi
Büyük birader bizi gözetlemiyor aslında,şarkı söyleyip dans ediyor. Şapkadan tavşan çıkarma numaraları yapıyor. Büyük birader uyanık olduğunuz her dakika dikkatinizi çekmekle meşgul. Sürekli aklınızın başka yerde olduğundan emin olmak istiyor. Tamamen zapt olduğunuzdan emin olmak istiyor.
-Chuck Palahniuk
http://tr.wikiquote.org/wiki/Chuck_Palahniuk
zaman:
Cuma, Nisan 17, 2009
0
yorum
kör gözünüze parmak girsin!
daha ne soyleyebilirim?!
"cagdas yasami destekleme dernegi" ve "cagdas egitim vakfi" il ve ilce baskanlari, universite rektorleri, gazeticiler, yazarlar.
dernekler, vakiflar; sivil kuruluslar bunlar!
profesorler! akademik insanlar; yillarini yurt icinde ve disinda okuyarak gecirmis kisiler!
sozde darbe karsitlariymis! yazik ki artik sinirimden bile gulemiyorum!
peki bu insanlarin evlerini aramak, okuduklari kitaplari, dinledikleri cd'leri toplamak, onlari somut bir gerekce gostermeden gozaltinda tutmak ve sorgulamak nedir?
bu tur seyler zaten 12 eylul askeri darbesi suresince yapilmis seyler degil midir?
o zaman bugunlerin darbe gunlerinden farki nedir?
ben soyleyeyim;
sadece bugunku darbedenin arkasinda bir komutan degil bir baskaban vardir. tek fark budur!
ama sizi az da olsa taniyorsam bildigim birsey daha var ki polisler sizin de evinize dayanip sizin kitaplarinizi karistirana kadar siz agzinizi acmayacaksiniz!
zaman:
Pazartesi, Nisan 13, 2009
1 yorum
I'll never
...And I'll smile and I'll learn to pretend
And I'll never be open again.
And I'll have no more dreams to defend
And I'll never be open again!
-dream theater
zaman:
Salı, Nisan 07, 2009
0
yorum
